Hac Turları


İslam’daki Büyük Kutsallıklar

Book a tour

İslamiyet dininin doğup yaşadığı, yayıldığı topraklar Müslümanlar tarafından kutsal kabul edilir. Bu topraklarda yatan kutsal kişileri ziyaret etmeye hac denir. Her Müslüman hayatında en az bir kere ‘Kutsal Kâbe’ye’ hac seferine ya da diğer deyişle kutsal topraklara gitmesi için gayret göstermektedir. Hayatının en önemli seferlerinin yanı sıra  her Müslüman mümin, dinin emrine göre kutsal yerlere, İslam dünyasının her tarafına dağılmış kutsal emanetlerine ve önemli camilerine gitmeye gayret eder.

Tüm zamanların en etkili Müslüman devletlerinden biri de Osmanlı imparatorluğu olmuştur. İmparatorluğun tüm şehirlerinde Sultanların emirleriyle camiler inşa edilmiştir. Yetenekli mimarlar, tecrübeli ustalar, en iyi malzemeler kullanarak her caminin yapımı için hiç bir güçten ve maddiyattan kaçınmamıştır.

Yeni ya da yüzlerce yıl önce inşa edilmiş camilere girdiğimizde ruhumuzu maneviyat kaplamaktadır. Gözlerimizi alamadığımız kubbeye bakarken kendinizi Yüce Yaradan’a daha yakın ve kutsallığın tüm benliğimize yayıldığım hissedersiniz.

Osmanlı İmparatorluğu döneminde İstanbul’a bir çok önemli Müslüman emanetleri getirilmiştir. Bu emanetler cami ve müzelerde özenle korunarak günümüze kadar gelmiştir.

Gezimize Topkapı Sarayını ziyaret ederek başlayacağız. Topkapı Müzesinin koleksiyonunda bulunan kutsal emanetler ve eserler özel salonlarda sergilenmektedir. Tüm odalarda okunan Kuran-I Kerim sesini duyarsınız. Bu kutsal ses altında 1. Yavuz Sultan Selim emriyle XVI yüzyılda çoğunlukla Mısırdan getirilen kutsal emanetleri görme şansını yakalarsınız. Salonlarda toplanan mukaddes emanetlerinden en önemlileri arasında Hz. Muhammed’in sakalı, hırkası, O’nun kılıcı ve ashabına ait kılıçlar, Kutsal Kâbe’nin kapıları, Peygamberin kızı olan Hz. Fatma’ya ait gömlek ve bunlar gibi birçok kutsal emanet bulunmaktadır. Yüzyıllar boyunca özenle toplanan kutsal emanetler titizlikle korunarak düzenli bir şekilde en iyi uzmanlar tarafından restore edilmektedir. Bu koleksiyon muhteşem bir etki ve izlenim oluşturmaktadır.

Gezimizin sonraki durağı Sultan Ahmet Cami’sidir. Avrupalılarca Mavi Camii (Blue Mosque) olarak adlandırılmaktadır. Camii, çoğunlukla sayısı 20.000’den fazla olan mavi, yeşil ve beyaz renkli İznik çinileriyle bezendiğinden ve kubbelerin içi mavi ağırlıklı kalem işleriyle süslendiği için böyle adlandırılmaktadır. Bu motifler caminin tüm kubbe ve duvarları maviye boyanmış gibi izlemini vermektedir.

Sultan Ahmet Camii külliyesiyle birlikte İstanbul’un en büyük tarihi yapılarından biridir. Bu caminin inşaatı için yedi sarayın yıkıldığını söylenmektedir.

İnanılmaz boyutlarda olan Sultan Ahmet Camii, yanı sıra birkaç yüzyıl boyunca dünyanın ikinci 6 minareli camisi olarak olmuştur. Minarelerin sayısı ortaya çıkınca sultan suçlanmıştır çünkü o zamanlarda Mekke’deki Kâbe’de de 6 minare bulunmaktadır. Efsaneye göre Sultanahmet Camii'nin mimarı Sedefkâr Mehmet Ağa dönemin padişahı I. Ahmet'in 'altın' minareli cami isteğini 'altı' minareli anlamıştır, böylece şehirde 4 minareli yerine 6 minareli camii yükselmiştir. Kurgu ya da gerçek – günümüzde ne fark eder!  Esas önemli olan inancın gücünü katlayan ve arttıran bu inanılmaz güzellikteki eserdir!

Yolculuğumuza Eyüp Sultan Camii ziyaretiyle devam etmekteyiz.

İslam dünyasında bu camii önem sırasında muhtemelen sadece üç en kutsal camiden sonra gelmektedir: Al Haram, Al Aksa ve Peygamber Camii Mescid-i Nebevi.

Rivayete göre, Hz. Muhammedîn sancaktarı olan sahabeden Eyüp el-Ensari mezarının bulunduğu yerde XV yüzyılda Eyüp Sultan Camii inşa edilmiştir. Cami bir kaç defa yeniden inşa ve restore edilmiştir. Sonuç olarak, günümüze ulaşan mekanın iç mimarisinin zarifliğini, duvarlarında ilahi güzellikteki fayanslarını ve abdest almak için o muhteşem şadırvanı  görebilmektesiniz.

Camide, Hz. Muhammedîn ayak izinin bulunduğu taş dahil olmak üzere bir çok kutsal emanet saklanmaktadır. Bu tür camiler kendi gelenekleriyle, derin tarihleriyle ve değişik felsefeleriyle ayrıcalıklı bir etki ve izlenim bırakmaktadır. Bunlar sadece dua etmek için yapılan yerler değildir. Geçmiş ve günümüz arasında bir bağ oluşturmaktadır. Aniden, ilk vahiy olan Kuran-I Kerim kitabını alan Hz. Muhammedin hayatından sonra geçen tüm yüzyıllar sadece bir andan ibaret olduğunu farkına varıyorsunuz. İslam dünyasında Hırka-ı Şerif Camii Hz. Muhammedin hırkasının muhafaza edildiği camii olarak bilinmektedir. En iyi restorasyon uzmanları tarafından bakımı yapılmakta ve özel koşullar altında saklanmaktadır.  Caminin önünde müminlerden oluşan uzun kuyrukların sebebi ise kısa da olsa  Peygamberin kıyafetlerine bakıp görmek içindir. Daha uzun süre dayanması için elbisesi, kemeri ve başlığını ışığın zararlı etkisinden korumak için karanlık bir odada muhafaza edilmektedir. Kutsal emanetler Ramazan ayı boyunca sergilenmektedir.       


TAVSİYE EDİLEN TURLARI:

Контакты

Стоимость тура и другие вопросы Вы можете уточнить у наших специалистов:

тел.: +90 535 793 86 86, +90 535 799 93 93
skype: zem_fit4, zem_fit6